Ekoloji ve Faşizm Etkileşimi

9-10 Ocak 2021
13.00-14.30

Hiçbir şey eskisi gibi değil.

Ekolojik krizin her geçen gün derinleştiği ve gezegendeki yaşamı topyekûn tehdit eder boyuta ulaştığı günümüzde aşırı sağ ideolojilerin ve aktörlerin de politik arenada yükselişi dikkat çekici. Daha da ilginci, ilk bakışta ekolojizmin temel argümanları ve kavramsallaştırmaları ile faşist insan-doğa tahayyülleri arasında, özellikle Nazi Almanyası’nda çarpıcı biçimde öne çıkarılan bağlantı noktalarının varlığına yönelik iddiaların olması. “Nazi Ekolojisi” olarak kavramsallaştırılan yaklaşım, ekolojik düşünce ve ideoloji ile faşizmin güçlü kesişim ve ortak noktaları olduğuna işaret ediyor.

Temelde modernite, sanayileşme, rasyonalizm, kentleşme gibi olgulara karşıtlık üzerinden filizlenen bu bağlantı, nasyonal sosyalist ideoloji bağlamında hem kuramsal hem de pratik bir görünürlük kazanmıştır. Alman ulusal kimlik inşası ve millî birliği için doğal unsurların, özellikle ormanlar üzerinden kullanılmasıyla gelişen söz konusu mirasın, Nazilerin ırkçı, savaş yanlısı ve yayılmacı siyasi emellerini meşrulaştırma amacıyla kullanılmış olması, ekoloji ile faşist ideoloji arasındaki “sözde” bağın aydınlatılmasını gerekli kılıyor. Öyle ki bu vazife, yalnızca tarihsel değil güncel bir ihtiyaca karşılık geliyor; çünkü söz konusu vazife, aşırı sağ ideolojilerin ve ekolojik krizin yükselişe geçtiği güncel siyasal atmosferin daha net bir şekilde değerlendirilebilmesi açısından da kritik bir önem taşıyor.

Etkinlik, insan-doğa etkileşimi ve tarihsel süreçte ortaya çıkan ikiliğin kavramsal arka planından hareketle, ekolojik düşüncenin etik ve felsefi boyutunu aydınlatarak faşizmin doğa-insan kavramsallaştırması ve Alman Nazi deneyimi üzerinden bir ekoloji-faşizm ilişkiselliği sorgulaması yapmayı amaçlıyor.

Program

9 Ocak 2021

İnsan ve doğa arasındaki ilişkinin tarihsel süreçteki dönüşümü hem çevre sorunsalını aydınlatmak hem de bu süreçte doğa üzerinde kurulan tahakkümün çözümlenmesi açısından önemlidir. Avcı-toplayıcı dönemde insanın doğa karşısındaki edilgen konumuyla başlayan bu sürecin insan-doğa ikiliğinin derinleşmesi ile paralel olarak çözümlenmesi oturumun ana kapsamını oluşturmaktadır. Bu bağlamda, oturumda, Neolitik Devrim ve Sanayi Devrimi gibi kırılma noktaları kültürel, siyasal, toplumsal, iktisadi ve gündelik hayat pratikleri doğrultusunda bütünsel bir bakış açısıyla ele alınacaktır. Özellikle mekanist dünya görüşünün doğal varlıkların ve bir bütün olarak doğanın algılanışı üzerindeki rolünün, hâlihazırda deneyimlediğimiz ekolojik krizle olan düşünsel ve pratik bağlantısı –antroposen, kapitalosen gibi daha güncel görüşler de dahil olmak üzere- incelenecektir.

Oturumda ayrıca insan-doğa ikiliğinin kuramsal zemini tartışılacak ve çevre sorunlarının gittikçe artan etkinliği doğrultusunda ortaya çıkan bir ideoloji olarak ekolojizm incelenecektir. Bu doğrultuda ekolojizmin etik perspektifi yine tarihsel bağlamda, etiğin evrimi süreci ile paralel olarak değerlendirilecektir. Doğanın araçsallaştırılması olgusunun etik arka planı olarak insanmerkezli düşünce ve etik irdelenerek söz konusu evrim süreci, özellikle “değer” tartışmaları üzerinden ele alınacaktır. Bu noktada ekolojizme özgünlük kazandıran çevremerkezli düşünce insan, doğa, nüfus, etik gibi boyutları ve sorun-çözüm tanımlamaları aracılığıyla tümelci (holistic) bakış açısıyla tartışılacaktır.

10 Ocak 2021

Bir yandan akıl-sezgi karşıtlığı ve Romantizm diğer yandan ise yukarıda sayılan “yeni düzen”in yansımalarına yönelik olumsuz tavrın hem çevre koruma düşüncesi hem de Alman ulusal kimliği ve milliyetçiliğine yönelik kavramsallaştırmalardaki yeri ve önemi, doğanın olgusal ve mistik algılanışı özelinde değerlendirilecektir. Bu bağlamda Alman deneyimindeki doğayı koruma güdüsünün ve pratiğinin tetikleyici faktörlerinin ırk temelli gerekçelendirmeleri ve bunların ekolojik düşünce ile bağlantı ve ayrım noktaları tartışılacaktır.

İnsanlık tarihinin en acımasız ve yıkıcı iktidarlarının başında gelen Nazilerin, doğa kavramsallaştırması ve bunun üzerinden bir doğa koruma anlayış ve pratiği geliştirmiş olması dikkat çekicidir. Bir yandan kendilerinden önce gelişen ve ırk temelli bir zeminde ilerleyen doğa-ulusal kimlik ilişkisine yönelik kuramsal ve pratik mirası devralan Naziler, 13 yıllık iktidarları süresince ekolojik hassasiyet ve çevre politikaları bağlamında son derece çarpıcı adımları hayata geçirmiştir.

Oturumda ayrıca Nazi Ekolojisi olarak tanımlanan ve Nazilerin çevre koruma yaklaşım ve pratiğini ifade eden bu olgunun, çevremerkezli düşünce çerçevesinde bir çözümlemesi yapılacaktır. Bu amaçla Nazi iktidarının hem çevre koruma anlayışlarının nedenselliği sorgulanacak hem de etik, siyasal ve çevre felsefesi açısından Nazi Ekolojisi’nin düşünsel kökenleri (doğa-ulus bağlantısı, Kan ve Toprak Mistisizmi), teori ve uygulamada öne çıkan aktörler (Ernst Moritz Arndt, Wilhelm Heinrich Riehl, Ernst Haeckel, Hermann Göring, Richard Walther Darré gibi) ve pratik boyutları (çevre korumaya yönelik toplumsal hareket ve örgütlenmeler, kalkınma-çevre etkileşimi, yasal düzenlemeler gibi) irdelenecektir.

Konuşmacı

Hikmet Kuran

1986 yılında Erzurum’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu şehirde tamamladı. 2009 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. 2010-2017 yılları arasında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde araştırma görevlisi olarak çalıştı. 2014 yılında aynı enstitünün Kent ve Çevre Bilimleri Yüksek Lisans Programı’ndan mezun oldu. Aynı yıl başladığı doktora eğitimini Ankara Üniversitesi Kent, Çevre ve Yerel Yönetim Politikaları Ana Bilim Dalı’nda 2019 yılında tamamladı. Hâlihazırda Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde doktor öğretim üyesi olarak çalışmakta ve aynı üniversitenin Kent, Çevre ve Yerel Yönetimler Ana Bilim Dalı’nın başkanlığını yürütmektedir.

2 Oturum, 3 Saat

Zoom Aracılığıyla

Soru-Yanıt

Ücretsiz

Sınırlı kontenjan.

Gün
Saat
Dakika
Saniye